Resimkalemi Forum - Sanatçının Renkli Dünyasi  
Anasayfa Günün Mesajları Kimler Online Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   Resimkalemi Forum - Sanatçının Renkli Dünyasi > Geleneksel El Sanatları > Süsleme Sanatları > Ağaç ve Ahşap Süsleme

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama
Alt 06-02-10, 09:43   #1 (permalink)
Yeni Üye
 
atos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 485
Thanks: 188
Thanked 427 Times in 81 Posts
atos is on a distinguished road
Standart Ağaç oymaçiliği ve kündekâri

AĞAÇ OYMACILIĞI

Ağaç oymacılığı, ağaç üzerine çizilen bir şekli, özel olarak hazırlanmış olan kesici aletlerle lüzumsuz yerlerini çıkarttıktan sonra şekillendirme sanatıdır.

AĞAÇ OYMACILIĞININ TARİHÇESİ

Önceleri ahşap, teknik amaçlarla mimaride kullanılmıştır. Sonraları görünen ağaç kısımları süslenerek oyma tavanlar, sütunlar, başlıklar, kapı, pencere ve dolap kapakları yapılmıştır. Mimariden ayrı olarak camilerde yer alan ahşap eserlerden minber, mihrap, kürsü, rahle ve çekmecelerde de ahşap süslemeler sıka görülmektedir.
Osmanlı devri ahşap işlerin temelini Selçuklu ahşap işleri oluşturur. 12 ve 13’üncü yüzyılda kullanılan birçok motif ve teknikler erken Osmanlı devrinde önemli rol oynamıştır.
Selçuklu ahşap işleri, oyma ve şebekeli (kafes) oyma teknikleri ile yapılmış olup, bunlar aslında dini yapıtlar için hazırlanmış olduğundan bezemede geometrik ve bitkisel elemanlara ön planda yer verilmiştir. Bezeme arka planda kalan zemin üzerine kabartma olarak yapılmış ve özellikle Rumili sular asıl kompozisyonu meydana getirmiştir. Bütünüyle bezemesel nitelikte olan Rumili sular, iç içe girift bir manzara göstermekle beraber çok ender olarak bazıları içerisinde insan ve hayvan figürleri yer almıştır.
Osmanlı devri ağaç işçiliğinde 15.yüzyıla kadar, erken Osmanlı devri egemen olmuşsa da bundan sonraki yıllarda bazı yeni teknik ve bezemelerle daha başka karakterde eserler meydana getirilmiştir. Selçukluların kullandığı oyma ve şebekeli (kafesli) oymadan başka geçme (kündekari) geniş ölçüde kullanılmıştır. Sedef, bağa, fildişi ve hatta altın, gümüş gibi gereçlerin eklenmesiyle daha zengin ve değişik biçimde ahşap işleri oluşturulmuştur.
Selçuklular devrinden miras kalan ağaç oymacılık, kakma ve kaplama teknikleri de zenginleştirilmiş, çiçekli üslup palmet ve teknik bir zorlamadan gelen geometrik motifler, devrin ahşap işçiliğinin özelliklerini oluşturmuştur. Fildişi kaplamalı eserlerde palmet motifleri yanında yazıda önemli bir unsur olarak kullanılmıştır.
Osmanlı ağaç işçiliğinin en önemli özelliği kuşkusuz oyma tekniği yanında geçmenin de kullanılmasıdır. Bu devirde kapılar, pencereler ve dolap kapakları geçme, rahle çekmece ve Kur-an muhafazaları ile kakma olarak yapılmaya başlanmıştır.
AHŞAP İŞLERİNDE KULLANILAN OYMA TEKNİKLERİ

1. YÜZEY OYMACILIĞI

Yüzeyleri zenginleştirmek, estetik bir görünüm ve belirli bir hareket vermek için yapılan bir tekniktir. Bu teknikte ucu keskin bir kalemle ağaç yüzeyi oyulmak suretiyle süsleme bütünüyle kabartma olarak ortaya çıkarılır. Kalem çok derinlere inerse derin oyma, daha eğimli çalışılırsa sathi veya mail kesim adı verilir. Kullanılan belli başlı motifler Rumi, çiçek, geometrik şekiller ve yazılardır.
A. Az derinlikli yüzey oymacılığı
A.1. Az derinlikli düz satıhlı: Ahşap yüzeyi aynı seviyede ve düz satıhlıdır. Motiflerin derinliği yüzeyden üç yada dört milimetreyi geçmez.
A.2. Az derinlikli yuvarlak satıhlı: Ahşap yüzeyi aynı seviyede ve yuvarlak satıhlıdır .
Yapılacak motif ana hatlarıyla aslına uygun olur. İşlenmesi ve temizlenmesi kolaydır.
Zarif görünüşü bakımından her zaman uygulanan bir oyma türüdür.
B. Çok derinlikli yüzey oymacılığı
Yüzeyden 4mm’den fazla derinliği olan oymalara çok derinlikli yüzey oymacılığı. Az derinlikli, yüzey oymacılığından daha derin ve hareketli bir uygulamadır. İşlenen motifler daha canlı olarak görülür. Fakat motifin işlenmesi oldukça güçtür.
B.1. Çok derinlikli düz satıhlı: Ahşapta düz bir yüzey oluşturur. Motifler yüzeye derin oyma ile işlenir. Aynı eserde bazı motiflerin bu teknikle, bazıları ise daha sonra anlatılacak olan motiflerin çok derinlikli yuvarlak satıhlı, oyma ile işlendiği görülür.
Ankara Alaeddin Camii minberi ön cephesinde kapı köşelikleri (1197-1198)
Malatya Ulu camii minberi (13.yy), Kayseri Ulu camii minber kapısı rozetleri (1205)
Amasya Burmalı minare caminin minberinin kitabesi (13.yy).Alaşehir Kileci Mescidi pencere kanatları (13.yy sonu), Ankara Ahi Şerafeddin sandukası (1350. Etnografya müzesi ) bu tekniğe ait örnekler sunulmaktadır.
B.2. Çok derinlikli yuvarlak satıhlı: Özelikle, kitabelerde, yazılarda, oymalar çok zengin bir görünüş veren ve en çok kullanılan bu ahşap tekniğinde rölyefler engebeli yuvarlak bir yüzey meydana getirilmek üzere işlenmiştir. Bazı örneklerde kabartmalar çok yüksektir ve kafes (ajur) tekniği etkisini verir.
Konya Mevla’na ve İstanbul Türk İslam Eserleri Müzelerinde sergilenen çeşitli rahlelerde Siirt Ulu camii minberi yazılarında (Ankara Etnografya Müzesi), Ankara Kızılbey camii kapısında (Etnografya müzesi ), Kızılbey camii kürsüsünde (1264-83), Ankara Aslanhane Camii minberi kapılarında bu şekil oymalar görürüz. Çok bol olan bu örnekler daha çok sayıda eserlerde çoğaltılabilir.
C. Çift katlı kabartma (rölyef) tekniği: Özellikle kitabelerde, yazılarda kullanılan ve çok zengin bir görünüşü olan bu teknikte ,daha önce adı geçen iki oyma tekniği bir arada kullanılmıştır. Genellikle altta kalan arabeskleri meydana getiren dekor ise yuvarlak yüzeyli derin oyma ile işlenmiştir. Ankara Alaeddin camii minberi kitabesi buna güzel bir örnektir.
D. Eğri kesim tekniği :
Bu teknik Anadolu’ da ki ahşap eserlerin bitki süslemeleri için kullanılmıştır. Bu tür oyulan kompozisyonlarda geometrik eleman bir veya iki ince yiv halinde bütün yüzeyi dolaşan çizgiler halindedir.
Anadolu ahşap işçiliğinde çok yaygın değildir. Avrasya el sanatı kökenli olan ve Orta Asya İskit ahşap ,****l ,kemik işçiliğinde gelişen bu teknik Bağdat’ın kuzeyinde Samarra’daki Türk askerleri kanalıyla 9.yüzyıl Abbasi alçı ve ahşap işçiliğinde, 11.yy Gazne mermer ve ahşap işçiliğinde girerek İslam sanatına mal olmuştur. İran bölgesi Büyük Selçuklu alçı ve Anadolu taş işçiliğinde etken örneklerde , stilize yarım palmet motifleriyle dikkatimizi çeker. Bu teknikte rölyefli yüzeyler derine birbirini kesen eğri yüzeylerle iner. Malatya Ulu (13.yy Ankara Etnografya Müzesi). Harput Sarehatun (12.yy) mimlerlerinin yan aynalıklarında eğri kesim yüzeyler dikkati geçer. Sivrihisar Ulu Camii’nin ilk yapılış devrine (1226) ait olduğunu söyleyebileceğimiz bazı ahşap sütunlarının üzerinde Orta Asya kökenli, çadır süslerini hatırlatan ahşap kabartmalarda eğri kesim tekniği dikkati çeker, (Konya’daki İnce Minareli Medresenin 1261) kapı kanatlarında gördüğümüz düzgün onikigenler geçmesi ile Rumili bitki tenziyatının kaynaştırıldığı kompozisyon Ermenek Ak Mescit (1300)’e ait kapı kanatlarında dört kollu yıldız ve sekizgenler kompozisyonu ince bir yiv halinde fakat, Ürgüp Damse köyünde bulunan Taşkın Paşa Camii (13.yy)’ın kapı kanadında biraz daha enli ve düz sırtlı şeritler halindedir. Kompozisyon düzeni ise düzgün sekizgenleri birleştiren altıgen kartuşlarla bunları dik eksenlerde kesen kırık çizgi sistemlerinden gelişir. Geometrik hatların ince yivler halinde çiziklendiği diğer bir örnek Ak Mescitten hemen sonraya tarihle nen ve yine Ermenek’ deki Ulu Camii (1302)’ye ait kapı kanatlarıdır. Henüz ince işlerinin tamamlanamadığı orta madalyonlar hariç tutulursa, alt ve üst yatay panoları gerek yıldız gerek yıldız- sekizgen kompozisyonu, gerekse oyma tarzı bakımından tamamıyla Ak Mescit kapı kanatlarına uyar. Aynı geometrik örnekler ve yivleme tarzı Ermenek Sivas Camii (1371)’e ait kapı kanatlarında yüzyılın sonuna kadar sürer. Bütün bu örnekler Konya çevresinde 13. yüzyılın ortalarından 14. yüzyılın sonuna kadar süren belirli bir kompozisyon anlayışı olduğuna tanıklık eder. Ahşap yüzey, bir veya birkaç levhanın yanına getirilmiş olup bunun üzerine bir veya birkaç ince yiv halinde işlenen yıldız çokgen kompozisyonu bütün yüzeyi belirli geometrik bölmelere ayırmaktadır. Bölmelerin içi ise Rumi ve palmetle dolgulanırken bazen bir kitabede kompozisyona katılmaktadır. Hiçbir örnekte oyma derinliği 1 cm’yi geçmez. Bu teknik daha derin oymalarla kündekari tekniğini taklit eden örneklerle verilmiştir. Divriği Ulu Camii (1241) minber ve pencere kepenklerinde gördüğümüz teknik gibi Konya grubu eserlerinde gördüğümüz sathi kompozisyonlar Divriği minberinde düz sırtlı, geniş şeritler halini alır.
Bölmeleri dolgulayan bitki örneklerinin incelenmesi geometrik etkiyi büsbütün kuvvetlendirmektedir. Pencere kepenklerinde iki derin ve ortada bir ince yivle belirtilen şeritle kündekari tekniğinin çatma çıtalarına iyice yaklaşmaktadır. On iki veya sekiz kollu yıldızların bölmeleri arasına yerleşen rozet biçimi kabartılar daha sonraki Osmanlı ahşap kepenklerinde göreceğimiz zengin kabartmaların müjdecisi gibidir. Seydişehir’deki Seyit Hatun Kümbeti (1320)’nin ahşap kapı kenarları kısa bir zaman sonra oyma tekniğinin ulaştığı değişik bir kompozisyon kesitiyle dikkati çeker.
2. KÜNDEKARİ TEKNİĞİ

Genelde minberlerin yanı yüzeylerinde ve kapılarda kullanılan kündekari tekniği büyük ustalık gerektirir. İslam sanatında en erken örneklerini 12.yüzyılda Mısır, Halep ve Anadolu’da bulmaktayız. Tekniğin bu üç merkezde birbirine paralel olarak geliştiği zannedilmektedir.
Bu teknik, küçük ölçüde geometrik parçaların birbirine geçmesi ile elde edilir. Bu parçaların ahşap suları, damarları birbirine zıt vaziyette konulduğundan, ahşabın zaman içerisinde çalışmasından doğabilecek sakıncaları bir ölçüde engel olduğu için kapı kanatları uzun yıllar düzgünlüğünü korumuştur.
Kündekari tekniği yapılışına göre hakiki ve taklit kündekari olarak iki ana grupta incelenebilir.
A. HAKİKİ KÜNDEKARİ
Bir Çatma Tekniği olan hakiki kündekaride sekizgen, baklava ve yıldız biçiminde olan, içi arabesk kabartmalı ahşap parçalarla bunları birbirine bağlayan oluklu ahşap kirişler içine geçerek bağlanmıştır. Bu parçaları birbirine tutturmak için çivi veya tutkal kullanılmıştır. Parçalar geçme olduğundan ahşabın kuruyup çekmesi halinde ayrılmalar, yarıklar olmaz. Sağlamlığı sağlamak için geçme kündekari satıhlarının altında ahşap bir iskelet bulunur.
Geometrik ahşap parçalar negatif veya pozitif geçmelerle birbirine bağlanarak yapılacak parça bir uçtan başlayarak adeta sepet örer gibi örülerek bütüne gidilir. Günümüze kadar gelmiş çok muhteşem örneklerin pek çoğunun örgü sistemi çözülememiş, çeşitli nedenlerle yıpranıp dağılan birkaç kapıyı toplayıp eski haline getirmek mümkün olamamıştır.
Çok güç olan kündekari tekniğinde işlenmiş küçük detaylı veya daha kaba örneklere rastlanabilir. Konya Alaeddin (1155-56), Aksaray Ulu (12.yy), Harput Sare Hatun (12.yy), Malatya Ulu (13.yy), Siirt Ulu (13. yy), Sivrihisar Ulu (1275), Beyşehir Eşrefoğlu (1298-99), camii minberi kündekari tekniğinin kaba ve daha ustalıkla işlenmiş örneklerini sunmaktadır. Niğde Sungurbey (14.yy), Ürgüp Damseköy Taşkın Paşa (14.yy), Birgi Ulu (1322), Manisa Ulu (1376-77), Manisa İvaz Paşa(1478), Bursa Ulu (1399), camii minberleri Selçuklu geleneğinin daha da incelerek sürdüren geç devir örnekleridir.
B. TAKLİT KÜNDEKARİ
Hakiki kündekarinin daha kaba ve az ustalık isteyen bir grubudur. Bu örneklerde ahşap bloklar üzerinde sekizgenler, yıldızlar, baklavalar v.b. geometrik şekillere ayrılarak elde edilir. Kafesi oluşturan kirişler ahşap çıtalardan çakılmıştır. Taklit kündekari yapılış tekniğine göre üç gruba ayrılır.
B.1. ÇAKMA VE KABARTMA KÜNDEKARİ
Çakma ve kabartma kündekari tekniğinde minber yan aynalıkları veya kapı kanatları aynı ahşap bloklarının yan yana geçirilmesi ile tamamlanır. Bu ahşap bloklarda içi arabesk dekorla süslü sekizgenli, baklava ve yıldız şekilli kısımlar birer kabara ile kabartma halinde işlenmiştir. Bu çıkıntılı satıhların arasına geometrik kafesi oluşturan kinişlere çakılmıştır. Görünüşte hakiki kündekariden güç ayrılan bir teknikte sekizgen, yıldız ve baklavalarda (ahşap blokla yekpare oldukları için) çivi yoktur, aradaki çıtalar çivi ile tutturulmuştur. Ahşap blokların kuruyup küçülmesi halinde panoların arasına boydan boya ayrıklar görülür. Bu taklit kündekarinin aslına en yaklaşan ve ustalık isteyen güzel bir örnektir.
Ankara Alaeddin (1197-1198),Kayseri Ulu (1205), Kayseri Huand Hatun (1237),Ankara Kızıl bey (13.yy Ankara Etnografya Müzesinde ), Divriği Ulu (1228-299),Ankara Arslanhane (1289-90) Çoruh ULU (1306),Cami minberleri bu teknikle işlenmiş örneklerdir.
B-2) Tamamen Çakma ve Yapıştırma Kündekari
Tamamen çakma ve yapıştırma kündekari, taklit gurubun daha kaba ve az ustalık isteyen örneklerini sunar. Bu işçilikte ahşap bloklar üzerine sekizgenler, yıldızlar baklavalar ve geometrik kafesi meydana getiren ahşap kirişler çakılmıştır. Örnekler geç devirdendir. Ankara Ahi Elvan Camii minberi (1382),Merzifon Çelebi Sultan Mehmet Medresesi dış kapısı (15.yy) ve Amasya Mehmet Paşa camii kapısı (Amasya Gök Medrese camii Müzesi) bu teknik için örnek gösterilebilir. Görünüşte, çakma kabartmalı kündekariye benzemeyen bu gruba ait örnekler daha çok olmalıdır. Ancak geometrik kafesin içindeki parçaların dökülmesi ile anlaşılabildiğinden saptanması güçtür. Ahşap blokların kuruyup küçülmesiyle burada da blokların arasında ayrıklar görülür .
B-3 Tamamen kabartmalı kündekari
Tamamen kabartmalı kündekari oldukça yaygındır. Daha az kalınlığı olan pencere kepengi, kapı ve minber kapılarının altında kullanmışlardır. En bol örnekleri veren bu grupta sekizgenler bloğun kabartması halindedir. Kabartmalar fazla yüksek değildir. Geometrik kafesi ile arabeskli iç dolguları belirli bir düzey ayrımı göstermez. Bu tip malzemede ahşabın kuruması ile çeşitli yönde yarılmalar olabilir. Ankara Etnografya Müzesinde bulunan Kayseri Ulu (1205), Ankara Baklacı Baba (1268), Ankara Kuyulu Hoca Paşa (13.yy), Amasya Gök Medrese Camii kapısı (13.yy Amasya müzesinde) Birgi Ulu Camii pencere kanatlarından bazılarında (1322), Ayaş Ulu Camii minberinde (14.yy) bu tekniğin çeşitli desen ve kompozisyonla da uygulanmasını görürüz.
3) KAFES (AJUR) TEKNİĞİ
Anadolu Selçuklu ahşap işçiliğinde rastlanan özellikle minber korkuluklarında kullanılan bu teknikte kompozisyonun ayırdığı bölmeler tamamen oyularak ortadan kalkan veya kompozisyon yalnızca, çıtalarla kafes şeklinde tamamlama.
Ahşap çıtalar geometrik üçgenler, yıldızlar v.b. meydana getirecek şekilde bir araya çakılmasıyla elde edilir. Ankara Kızıl bey, Arslanhane, Ahi Elvan, Beyşehir Eşref oğlu camiindeki çeşitli minber korkuluklarında buna örnek görürüz,Ender olarak ahşap kirişlerin arasına içi arabesk dolgulu çokgenler,yıldızlar girer. Böylece kafesten daha zengin bir görünüm sağlar. Ankara Alaeddin, Kayseri Huand Hatun Çorum Ulu Camii minberleri korkuluklarında bu şekilde ahşap işçiliği kullanılmıştır. Divriği Ulu Camii minberinde levhaya oyulan altıgen ve altı köşeli yıldız .Beyşehir Eşref oğlu camii minber korkuluklarında çıtalarda yıldız ve sekizgen kompozisyonu yapar. Aksaray ulu camii minberindeki korkuluklar yekpare levhalara oyulmuş onikigenler geçmesi kompozisyonudur Bu son örnekte yalnızca sekizgenler tam oyulmuş diğer bölmeler derine inmeyen bitki motifleri halinde oyulmuştur. Eşref oğlu minber korkulukları, Birgi Ulu camii minberinde aynı kompozisyon ve teknik içinde tekrarlanır.
A) Sade Kafes Tekniği
Çatma kafesin arasına süsleyici başka bir parça koymadan yapılan tekniktir.
B) Arası Dolgu Kafes Tekniği.
Ahşap kirişlerinin içi arabesk dolgulu çokgenler ,yıldızlar girer böylece kafesler daha zengin bir görünüm kazanır.
4)KESME (DEKUPE) OYMA
Belli kalınlıktaki yüzeylerin üzerine çizilen bir motif, kıl testeresi, fare kuyruğu testere veya dekupaj testere ile kesilip boşaltılarak yapılan oymaya kesme oyma denir. Yüzler düz kalabildiği gibi istenilen biçime uygun olarak da şekillendirile bilinir. Kesme oymalar dekorasyon, mobilya, müzik aletleri, kafes çerçeve ve süs eşyaları yapımında çok kullanılır.
Aplike oyma: Kesme oyma tekniği ile kesilen parçaların dışa gelen yüzeylerin motife uygun yontularak biçimlendirildikten sonra kullanılmasına aplike oyma denir.
Burada tek tek elde edilen parçalara Aplik, bu apliklerin bir yüzeye yapıştırılmasına da Aplike denir.
Aplikler kesildikten sonra düzgün bir yüzey üzerine araya kağıt konmak suretiyle yapıştırılır. Üst yüzeyi, oyma kalemleri ile yarım yuvarlak .balık sırtı ya da motife uygun yontularak biçimlendirilir. Yüzeyler zımpara ile temizlendikten sonra yüzeyden kaldırılır .Tabanındaki kağıtlar çıkarılır. Esas yüzeye istenilen kompozisyonlarda yapıştırır.
Aplike oyma, Yarı klasik mobilyaların kapak ve çekmece yüzeylerinde,korniş gibi dekoratif işlerde çok kullanılır.

5)DOĞAL ŞEKİL OYMACILIĞI (ÜÇ BOYUTLU HEYKEL OYMACILIĞI)
En güç oyma tekniğidir, heykel oymacılığı yapabilmek için özel yeteneğe yeteri kadar anatomi ve biyoloji bilgisine sahip olmak gerekir. Çünkü konusu genelde canlıdır. Canlıyı bütün özelikleriyle eser halinde canlandırmaktır. Bu konuda yetişen büyük sanatkarlar ,devrinin yaşantısını yansıtan bir çok eseri bize armağan etmişlerdir.
Ağaç Oyma Kalemleri

Değişik gövde ve uç yapısında hazırlanan çeşitli oyma kavislerine uyacak şekilde takım çeliğinden yapılan kesici aletlere oyma kalemleri denir .
Oyma motifleri bir takım eğri çizgi ve kavislerden oluşmuştur. Bu yüzden oyma kalemleri kavisli ve değişik gövde yapısındadırlar.
Oyma Kalemlerinin Yapısı Ve Özellikleri

1-Gövde :
Oyma kalemlerine şekil ve isim veren kısımdır, Oyma kalemleri gövde yapılarına göre 3 kısma ayrılır.
1- Düz gövdeli oyma kalemleri
2-Eğri gövdeli oyma kalemleri
2-Karışık gövdeli oyma kalemleri
Gövdelerinin sap pabucundan ağıza doğru incelmesi darbeyle çalışmada direnç, ağızın bilenmesinde de kolaylık sağlar.
Gövde, kare kesitli olarak uca bağlandığı gibi, çeşitli oluklar halinde ağıza kadar inerek devam eder.
A-Gövde sırtı:
Taşlanmış ama parlatılmamıştır. Önemli olan düzgün bir şekilde taşlanmış olmasıdır. Eğri kalemlerde yapacağımız yüksek bir darbede kırılmasına sebep olur. Kalınlığı gövde dibine doğru artar,genişliği bir süre sonra gövde dibine doğru azalır.
B-Gövde dibi:
Sap kısmıyla gövdenin birleştiği yerdedir. Oyma kalemleri ağız uç kısmından gövde dibine doğru kalemin kalınlığı artar, genişliği azalır.
C-Oluk:
Bölüm oyma kalemleri oluk biçimlidir. Keçi tırnağı tabir edilen (V) şeklinde oluk biçimleri de vardır. Oluk içi düzgün bir şekilde taslanmış ve parlatılmıştır. Çalışma esnasında kişinin fazla bir kuvvet vermeden çalışması için oluk biçimi verilmiştir.
D-Kuyruk:
Ahşap sap kısmına geçerek gövde ile sap kısmını birleştiren,madeni kısım sap içerisinde dönmemesi için kare kesitli, basit bir daralma gösteren şekli vardır.
2-Ağız (Kesici Uç):
Düz ve eğri gövdeli oyma kalemlerinde ağız kesici kısmıdır. Kaşık gövdeli oyma kalemlerinde ise gövde anlamında kullanılır. Bu aletlerin gövdesini ağaç sapa oyma kalemlerinde gövde kısmı konkav ve konkevs eğrilerle sona erer.
Oyma motifinin kesme ve şekillendirme işi ağızla daha çok ilgilidir. Ağız uç kısmının düzgün olmasına dikkat edilmelidir.
3-Sap:
Darbeye maruz kalan bir bölge olmasından dolayı sağlam bir ağaçtan yapılmalıdır. Bu ağaçlara örnek olarak ;
Dişbudak, Ak gürgen, Meşe, Şimşir, Kayın, Akasya, Akçaağaç, Ceviz, kestane v.b.
Ağaç sap kısmının sekizgen veya ongen kesitli olması tercih edilir. Sapı korumak için verniklenmeli, gövde ile sap arasına bilezik takılmalıdır.
Gövde Yapılarına Göre Ağaç Oyma Kalemleri

1-Düz gövdeli oyma kalemleri
2-Eğri gövdeli oyma kalemleri
3-Kaşık gövdeli oyma kalemleri
1-)Düz Gövdeli Oyma Kalemleri
a) Düz oluksuz oyma kalemleri: Oyma işlemi, motiflerin düz hatlı köşelerinin kesiminde kullanılır.
b) Düz gövdeli oluklu oyma kalemleri: Oyma işlemi, motiflerin kavisli olan bölümlerinin kesiminde ve istenilen şekilde motiflerin işlenmesinde kullanılır.
c) Düz gövdeli üçgen oyma kalemleri: Oyma işlemi, motiflerin kenar kesimlerinde, yaprak v.b. motiflerin damar çizgilerinin işlenmesinde kullanılır.
2) Eğri Gövdeli Oyma Kalemleri:
a)Eğri gövdeli oluklu oyma kalemleri: Düz gövdeli oluklu oyma kalemlerinin işlem yapamadığı motiflerin işlenmesinde kullanılır.
b) Eğri gövdeli üçgen oyma kalemleri: Düz gövdeli üçgen oyma kalemleri ile yapamadığımız işleri bu kalemlerle yapabiliriz. Bu kalemler el veya tokmak darbesiyle kullanmalıyız. Bu kalemleri usta kişiler kullanabilir.
***Not: Eğri gövdeli oluksuz oyma kalemi yoktur.
3-) Kaşık Gövdeli Oyma Kalemleri:
a) Kaşık gövdeli oluksuz oyma kalemleri: Kaşık gövdeli oluksuz oyma kalemleri, Kaşık gövdeli içe kavisli oyma kalemleri, Kaşık gövdeli iç kavisli üçgen oyma kalemleri.
b) Kaşık gövdeli dışa kavisli oyma kalemleri: Oluksuz ve üçgen oyma kalemi yoktur. Kaşık gövdeli dışa kavisli oyma kalemleri düz ve eğri gövdeli oyma kalemlerinin yapamadığı ve çok hassas işlemlerde kullanılır.

Oyma Kalemlerinin Numaralandırılma

1-) Düz Gövdeli Oyma Kalemleri: (01,02,03,04,.........10,11)
a) Düz gövdeli oluksuz kalemleri (01,02)
b) Düz gövdeli oluklu kalemleri (03,04,05,......11)
c) Düz gövdeli üçgen kalemleri (39,41,45)
2-) Eğri Gövdeli Oyma Kalemleri: (12,13,14,15,.........20)
a) Eğri gövdeli oluklu oyma kalemleri (12,13,14,15,........20)
b) Eğri gövdeli üçgen oyma kalemleri (40,42,46)
***Not: Eğri gövdeli oluksuz oyma kalemi yoktur.


3-) Kaşık Gövdeli Oyma Kalemleri: (21,22,23,24,........38)
a) Kaşık gövdeli içe kavisli oyma kalemleri (21,22,23,24,........32)
a-1) Kaşık gövdeli İçe kavisli oluksuz oyma kalemleri (21,22,23)
a-2) Kaşık gövdeli içe kavisli oluklu oyma kalemleri (24,25,26............32)
a-3) Kaşık gövdeli içe kavisli üçgen oyma kalemleri (43,44)
b) Kaşık gövdeli dışa kavisli oyma kalemleri (33,34,...............38)
b-1) Kaşık gövdeli dışa kavisli oluklu oyma kalemleri (33,34,................38)
*** Not: Kaşık gövdeli dışa kavisli oluksuz ve üçgen oyma kalemleri yoktur.
1. Numara; oyma kaleminin seri numarasını belirler. Seri nosu oyma kaleminin seride hangi bölümde yer aldığını, ağız uç yapısı ile gövde yapısı hakkında bilgi verir.
2. Numaranın cinsinden oyma kaleminin ağız genişliğini verir.
01 ,02
101 ,102
1001 ,1002 son iki rakam önemlidir.
*** Not: Oyma kalemlerinde ağız genişlikleri 2mm den başlar, 22mm ye kadar çift sayılar şeklinde gider. 25, 30, 35, 40, 60lık oyma kalemleri de vardır.
Düz kalemlerde ise 4mm den başlar çift sayılar şeklinde devam ederek büyür.
Oymada en çok işimize yarayan kalemlerden seri oluşturulur. Bu yüzden kalemlerin hepsini almaya gerek yoktur.

Üçgen oyma kalemleri ağız genişliklerinin açılarına göre de isimlendirilirler.


Dar
Orta
Geniş
Düz Gövdeli
39
41
45
Eğri Gövdeli
40
42
46
Kaşık Gövdeli
43
44
---



Mobilya Ve Dekorasyonda En Çok Kullanılan Oyma Kalemleri

* 1/4- Düz gövdeli oluksuz oyma kalemi 4mm ağız genişliğinde
* 6/6- Düz gövdeli oluklu oyma kalemi 6mm ağız genişliğinde
*11/2-Düz gövdeli oluklu oyma kalemi 2mm ağız genişliğinde (Damar ve U kalemi adı da denir.)
*18/10-Eğri gövdeli oluklu oyma kalemi 10mm ağız genişliğinde
*13/18-Eğri gövdeli oluklu oyma kalemi 8mm ağız genişliğinde
*24/6 - Kaşık gövdeli içe kavisli oluklu oyma kalemi 6mm ağız genişliğinde
*28/12-Kaşık gövdeli içe kavisli oluklu oyma kalemi 12mm ağız genişliğinde
*36/14-Kaşık gövdeli dışa oluklu oyma kalemi 14mm ağız genişliğinde *39 /12-Düz gövdeli üçgen oymak kalemi 12mm ağız genişliğinde
*42 /10-Eğri gövdeli üçgen oyma kalemi 10mm ağız genişliğinde
*43 /8- Kaşık gövdeli içe kavisli üçgen oyma kalemi 8mm ağız genişliğinde
Oyma Kalemlerinin Bilenmesi
Oyma kalemleriyle çalışmada düz gövdeli kalemler iki takım olarak tertiplenir:
1. Kesme için bilenen kalemler.
2. Oyma temizlemek için bilenen kalemler.
Kesme, yani form sınırlaması için kullanılan kalemlerde ağız açısı 20-22 derecedir.
Elle yontmada ve şekillendirmede aletin kolaylıkla kesmesi amacıyla bu küçültülerek 18-20 dereceye indirilir.
Böylece darbeyle (tokmaklama)kesim yapılan oyma kaleminin ağzı kırılmadan normal bir kesim yaparken, kaba ve temiz formların verilmesinde yalnız el ve pazu kuvvetine bağlı olan çalışmadan rahat ve ağaç yüzeyinden kolay yonga kaldırmayı sağlar.
Oyma kalemlerinin bilenmesinde genellikle şu yol izlenir.
1. Ağız açma
2. Yağ taşında bileme
1. Kılağı düşürme
Ağız Açma

İlk ağız açma kösele taşı dediğimiz su taşlarında yada motorlu zımpara makinelerinde yapılır. Zımpara taşları 60-80 numara olmasıdır. Bileme açısı 16-20 derece arasında yapılır. Motorlu taşlarda bileme sırasında ısınan yüzey sık sık ıslatılarak soğutulmalıdır.
Taşla bilemede ağız, gövdeye dik doğrultuda ve belirli bir keskinlik kazanıncaya kadar yapılır.
Bileme taşın yan ya da üst kısmında, taş yüzeyine dik olarak yapılır.
Bu bilemelerde dışbükey oyma kalemlerinin ağız doğrultusunu bozmadan bir yay eğrisi çizilerek bileme yapmak gerekir. Aksi halde dışbükey, ortası düzelerek yarım ay şeklinde çıkar ki böyle bilinen oluklu kalemin oluk fonksiyonu kalmaz.
Zımpara taşlarında ya da su taşlarında bilemenin bitişi tam bir kesinlik kazandırılamayacağından bilemeye Yağ Taşlarında devam edilir. Yağ taşları doğal ya da yapay yollardan elde edilir. Endüstride doğal taşlar çıkarıldığı bölgenin adını alır. Girit taşı, Malta taşı, (Aynı normal taşlarda olduğu gibi) Hacı Bektaş taşı, Afyon taşı Lüle taşı ve benzerleri gibi.
1. Taşın rengi: Siyaha dönük gri (koyu gri )
2. Taş damarları bileme yüzeyine dik olmalıdır.
*Deneysel kontrolde ise:
*Taş yüzeyine tırnağın sivri tarafı sürtüldüğünde 320-500 numaralı zımpara gibi aşındırma yapmalıdır.
*Üzerine mazot, inceltilmiş yağ, makine yağı ya da zeytin yağı–gaz yağı karışımı ile bileme alet yüzeyinde taşla bir tutuculuk, bir aşınma yaptığı çıkan ses ve alet yüzeyinden izlenmelidir.
*Bileme süresinde taş yüzeyi çizildiğinde yağlanmış koyu yüzey altında beyaz yollar açılmamalıdır (bu iz, taşın çok sert, yağın gözeneklere girmediğini gösterir.
*Taş yüzeyine dökülen yağ çamurlaşmamalıdır.
Yapay Taşlar

Doğal taşlarda olduğu gibi silisyum karpit, silisyum oksit, alimünyum oksitlerin belirli ölçülerde öğütülüp kullanılma yerlerinin özeliğine göre uygun kuvvet ve sertlikte bağlayıcı maddelerle karıştırılmasından meydana gelir.
Bu taşlar zımpara kağıtlarına verilen numaralar gibi (40-60) zımpara ve yağ taşlarına da böyle numaralar verilir. Numaralama, Norton eleklerinden ayrılan zerre (tane) büyüklüklerine göre yapılır.
Ağaç işlerinde motorlu zımpara taşlarında 60-80 numaralı olanlar, genel yağ taşlarında 80-120 numaralı olanlar,oyma aletlerini bilemede 80-400 numaralı yapay taşlar kullanılır.

Doğal taşlarda bu numaralama sistemi yoktur. Yalnız tecrübeler sonucunda bu
ayırımlar yapılabilir.
Doğal taşlarda taşın oluşumu sırasında kalker damarları da karışır, böyle taşlar biley taşının değerini düşürür.

Yağ Taşında Bileme
Örnek olarak (3) nolu oyma kalemini bileyelim:
1. Masa taşında damarsız bir yer tespit edilir.
2. Taş yüzeyi temizlenir ve özel yağ dökülür.
3. Alet pahı taşa yatırılır. Bu acı bozulmadan belli bir mesafe için taş uzunluğunca ileri geri hareket ettirilir.
4. Alet ağzından çıkan kılağı kendiliğinden çıkana kadar devam edilir. Pahlı yüzey çizgisiz bir düzgünlükte olmalıdır.
5. Özel olarak içbükey aletlerin kılağısını düşürmek için yapılan küçük el taşları ile de kılağı içten-dıştan bilemek suretiyle düşürülür. El taşları iç ve dış yüzeye oturtulmalıdır. Bu taşlar daha serttir.
6. kösele veya kağıt yüzeyinde son kılağı temizlenir. Bilemenin kontrolü parmak uçları ile yapılır. kılağı, içten ve dıştan hiç kalmamalıdır.
Bilenecek oyma kalemi (7) numaradan büyük olursa yağ taşında eğri yüzey iki üç bölümde bilenir. Sonra büyük bir yay eğrisi içinde yuvarlanarak ara çizgiler birleştirilir. Aksi taktirde orta kısımları yanlardan fazla bileneceğinden çukurlaşır.

KALEMLERİN BİLENMESİ

Köşeleri belli bir açıda birleştirilmiş şekildedir. Düz kalem gibi ayrı ayrı bilenir. Arakesit doğrusu hipotenüs olduğundan kesme açısı paralel olarak ağaç yüzeyinden yukarıda olacağından kesme yapmaz. Bu nedenle fazla yüksekliği düşürerek kenar kalınlığına indirilir. Düşürülen bu yükseklik yuvarlatılarak iki kenarla birleştirilir.

OYMA İŞLERİNİN MARKALANMASI

Ağaç işlerinde oyma işlerinin meydana gelmesi için belli çağın form ve ölçüleri içinde sınırlandırılması gerekir. Bu sınırlama işleminin tek yada birçok parçaları yan yana veya değişik bir şekilde birleştirmek suretiyle meydana gelmesi gerekir.
İşte bu küçük parçaların birleşmesi yanında üzerinde taşıdığı form desen, renk ve malzeme cinslerinin farklılıkları ve nitelikleri de dikkate alınarak bir kompozisyon meydana getirilir.
Ancak bu olanaklar sağlandığı zaman işin sonucunda bütünün güzelliği sağlanmış olunur.
Oyma işlerinde marka, markalama aletleriyle yapılır. Bunları: metre, gönye, pergel, kalem çizecek v.b. gibi aletlerdir.
Bu aletlerin yardımıyla, çizilen resim malzeme üzerine geçirilmeden kağıt yada ince sert bir kartona marka edilir.
Kağıt üzerindeki resim malzeme üzerine karbon kağıdı v.b. aracılarla geçirilir. Seri işlerin markalanması ise ilk markalama bir kartona yapılır, gerekli markalama yerleri saptandıktan sonra gereksiz yerler boşaltılır, böylelikle bir şarbon meydana getirilir.
Şarbonu çıkarılan form işlenecek malzeme üzerine tespit edilir, ince uçlu bir kalem yada çizecekle marka edilir.




BURSA ULU CAMİ

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]


KÜNDEKARİ

Kündekari de gelin görün ki bu sanatın en güzel örnekleri Osmanlı öncesi döneme ait olup, Anadolu'nun çeşitli şehirlerindedir.
Kündekari için önemli bir örnekse Bursa Ulucamii'nde bulunan minber. Bu minber, kündekarinin inceliklerinin yanı sıra, astronomiyle olan alakası açısından da ayrı bir öneme sahip.
Şöyle ki:
Minberin, mihraba bakan sol cephesinde güneş sistemi, sağ cephesinde ise galaksi sistemini rezmeden küre şeklinde kabartmalar yer almakta.
Öyle ki güneş sistemindeki gezegenler, sırasıyla konumlandırılmış ve büyüklükleri de orjinalinde olduğu gibi birbirinden farklı.
Yine ilginç bir başka noktaysa Plüton gezegeninin diğer gezegenlerle aynı açıya yerleştirilmemiş olması.
Yani 607 yıl öncesinin astronomi bilgisinin ne seviyede olduğunun güzel bir örneği.
Hatta bununla da yetinilmeyip, kündekari gibi yüksek geometri bilgisi gerektiren bir sanatla, üçgen bir cepheye adapte edilmesi de ayrı bir konu.
Minber yakın zamanda restorasyondan geçti. Bursa'ya gidip fotoğrafını çekmeye zaman bulamadım bir arkadaşıma rica ettim. Sağolsun onca projesinin arasında, Bursa'ya uğradığı bir vakitte minberin fotoğrafını çekti. Fakat kötü bir haber vererek.
Minberi camekan içine almışlar.


Türkiye'nin herhangi bir başka camiinde böyle bir uygulama gerçekleşmiş mi bilmiyorum ama, İstanbul'daki Selatin camilerinin hiç birinde böyle saçma bir şey yapıldığını görmedim.

Süleymaniye Camii'nin iddialı restorasyonu yakın zamanda sona erdirecek. Orada da böyle bir şey yapacaklarını sanmıyorum.
Amaç tarihi korumaksa, size, onlarca değil yüzlerce korunmaya muhtaç eser sayabilirim. Mahvolmuş, yıkılmaya yüz tutmuş ve VGM'nin Kültür Bakanlığının ilgisini beklemekteler. Önce oralarda incelik gösterilmeli. Bir caminin minberini kapatarak değil.

Camiler ibadet mekanlarıdır. Minber de bu mekanın parçası halini almıştır. Zaman içinde kazandığı fonksiyonu hepimiz bilmekteyiz. Bu yapılan neyin tedbiridir. Minbere zarar gelmemesi için yapılan bir şeymiş gibi düşünmek bana göre fazla iyi niyetli bir düşünce.
VGM'nin ibadet mekanları üzerinde böyle bir hakkı olmaması gerektiğini düşünüyorum. Zira Anadolu'nun her yerinde tarihi değeri olan bir çok cami bulunmakta ve biz öyle her şeyi camekanlar içine sokmaya kalkışırsak, camiler ibadet yerleri olmaktan çıkıp müzeler haline dönüşür ki yine tarimizde camiden müzeye tahvil edilmiş örnek bulunmaktadır.
Hem zaten, turistler de babalarının mekanı gibi girip çıkmaktalar camilere. Bu çok da yabancısı olduğumuz bir durum değil.

Tarihi eserlere ufacık bir tahribatta bulunulmasına bile çok üzülen ben, bu yapılanı anlayamadım. Anlamak istemiyorum. Ama mantıklı bir şekilde anlatmak isteyen varsa da dinlemeye hazırım.

Yine yanlış yerlerden başladık. Oysa ki yasaklar getirmek yerine, insanlara tarihi korumayı ve sevmeyi telkin eden, öğreten sosyal projeler ve ders programları uygulamak, daha kesin ve medeni bir çözüm olmaz mıydı?

-------------------------

*Künde farsça bir kelime olup, iri ve kalın ağaç anlamına gelir. Kündekar kıymetli ağaçları işleyen marangoz ve sedefçi; kündekârî, ince marangozluk ve sedefçilik anlamına gelir.
Daha geniş anlamıyla künde, kündekari tekniğiyle oyulup işlenen ağaçlara denilir.
Bu sanat, Selçuklular devrinde Anadolu'da gelişerek kendine has bir tarz almıştır.
Selçuklular bilhassa kapı, dolap kapağı, mihrapta bu tekniği çok ince işçiliklerle kullanmıştır.
Osmanlı döneminde ise daha sade bir şekil almıştır.
Künde, suyu düzgün olan ağaçların el pırandası ismi verilen özel bir rendeyle tespit edilmiş formlarda oyulması ve geçme (zıvana) tekniği adı verilen geometrik üslubu oluşturacak şekilde, küçük pek çok parçanın ana kirişe monte edilmesiyle meydana gelir.
Bu geometrik şekiller, hazırlanan taslaklar ve geometrik hesaplamalarla oluşturulur ve en önemlisi tutkal veya çivi kullanılmadan içiçe geçirilir. Hem sanat, hem hendese harikasıdırlar.
Sedef, fildişi kakma, oyma işçiliği ve farklı renklerdeki ahşap tablalarla estetik bir görünüm arz eden kündekari tekniği, kapılar, pencere ve dolap kapakları, vaiz kürsüsü, mihrap, çeşitli ahşap eşyalarda kullanılılmıştır.
Kündenin bir özelliği, değişik mevsim veya sıcaklık, nem oranlarında ağacın çalışmasına mani olmasıdır.
İç mekanlarda ceviz, şimşir, armut, kiraz, sapelli (maun) gibi ağaçlar; bezemelerde abanoz, tik, yılan ağacı, venğe, peleseng, sapelli (maun), altın varak, bağa (kaplumbağa dış kabuğu, deniz kaplumbağası), gümüş, fildişi, sedef, yakut ve zümrüt gibi degerli malzemeler kullanılır.
Dış mekanlarda meşe, sapelli (maun), ireko, tik, dişbudak gibi sert hava şartlarına dayanıklı agaçlar seçilir.

ALINTI
__________________
İnsan usunun bütün yaratıları sevgiden doğmuştur- birşeye yada birine duyulan sevgiden.

Konu atos tarafından (14-02-10 Saat 23:16 ) değiştirilmiştir..
atos isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
9 Kullanıcı Bu Mesajından Dolayı atos Kullanıcısına Teşekkür Etti..
alihoca (06-02-10), Birol AKDEMİR (07-02-10), leise (06-02-10), neba (06-02-10), ömer ünal (06-02-10), Renklerin Türküsü (07-02-10), semra (06-02-10), Yeşilyeşil (06-02-10), _GÜNEŞ_ (15-02-10)
Alt 14-02-10, 20:46   #2 (permalink)
Yeni Üye
 
abdsanli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2009
Mesajlar: 55
Thanks: 0
Thanked 31 Times in 4 Posts
abdsanli is on a distinguished road
Standart Cevap: Ağaç oymaçiliği ve kündekâri

Üstadım hürmetler,

Öncelikle bu güzel araştırma ve bilgiler için çok teşekkürler. Gönlünüze, emeğinize sağlık.
Şu an Konya'da da 2-3 gerçekten ellerinden öpülecek kündekar var. Hatta Mevlüt ÇİLLER usta şu an bildiğim kadarı ile Mescid-i Aksa'nın minberinin restorasyonunu yapıyorlar.
Ama garip olan şu ki, ara göbekler artık bilgisayarlı kopye makinesinden çıkıyor. El işçiliği azalmaya başladı her şey de olduğu gibi.
Sağlıcakla,
__________________
"İyi dostu olanın,aynaya ihtiyacı olmaz."Hz.Mevlâna
abdsanli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsor Reklam
Alt 15-02-10, 00:07   #3 (permalink)
Yeni Üye
 
atos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 485
Thanks: 188
Thanked 427 Times in 81 Posts
atos is on a distinguished road
Standart Cevap: Ağaç oymaçiliği ve kündekâri

Alıntı:
abdsanli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Üstadım hürmetler,

Öncelikle bu güzel araştırma ve bilgiler için çok teşekkürler. Gönlünüze, emeğinize sağlık.
Şu an Konya'da da 2-3 gerçekten ellerinden öpülecek kündekar var. Hatta Mevlüt ÇİLLER usta şu an bildiğim kadarı ile Mescid-i Aksa'nın minberinin restorasyonunu yapıyorlar.
Ama garip olan şu ki, ara göbekler artık bilgisayarlı kopye makinesinden çıkıyor. El işçiliği azalmaya başladı her şey de olduğu gibi.
Sağlıcakla,
Üstad hürmet bizden olsun konuya gösterdiğin alaka ve beğeni için teşekkürler gönlüne sağlık.

Sonradan konunun sonuna güzel bir inceleme yazısıda buldum ekledim yazanın emeğine yüreğine sağlık.Ona da bir göz atarsın inşallah çünki konuyu özünden yakalamış kündekari sanatının temeli sağlam ilime dayanır ilk örneklerinden bunu tespit etmek mümkün yukarıdaki yazıda BURSA ULU CAMİİNDE Bulunan mimberin üstündeki motiflerin güneş sistemimizi bu sanatla tasvir edildiğine dair bilgidende bahsedilmiştir.
Bugün ki modern ilim sahibi Batı... Karanlık çağda bocalayıp dururken o dönemde bu büyük sanatı icra eden sanatkarlar ilim yuvası ile beraber yürüyen ibadethanelerimizde bu sanatı icra ederken bugünkü ismiyle öklid geometrisi yanında daha yeni bilgisayarların bulunmasıyla varlığı kabul edilip uygulaması fark edilen Fraktalları o dönemde motiflerinde kullanmışlar.
Hatırladığım kadarıyla Fakiri pür taksir abimizde bu konuya ilgi duyuyordu bu konuda fikir istişaresinde bulunmuştuk.
Fraktallar tek bir motif hareketinin ard arda tekrarlanmasıyla sonsuza kadar uzanmasıyla çıkan muhteşem şekillerdir.Bununla ilgili geniş bilgi veren bir konu açmıştım Linkini ekliyeyim alta.
Dedim ama silinmiş konu yeniden "Fraktal nedir" Başlığı ile konu açtım senin yaptığın sanat dalınada ilgisi olduğunu düşünüyorum.

Bu sanatı günümüzde yürütmeye çalışan seninde bahsettiğin gibi değerli kündekarlar var sayılarıda çok az inşallah bu çok zor ve değerli sanatın icrası ve yaşatılması için gereken tedbirler, ilgili yerlerce alınır zira şahsi gayretlerle bu sanatın bugünkü çok az sayıdaki icracılarca sürdürülebilirliği mümkün görünmüyor tamamen yok olmaya doğru gidiyor.
Bugün ki sanatkarların CNC makinalarından istifade etmelerini fazla garipseme onlar varlıklarını sürdürebilmek için zamane imkanlarından istifade ederek ayakta kalmaya çalışıyorlar, ben onları iyi anlıyorum
sağlıcakla.
__________________
İnsan usunun bütün yaratıları sevgiden doğmuştur- birşeye yada birine duyulan sevgiden.

Konu atos tarafından (15-02-10 Saat 00:24 ) değiştirilmiştir..
atos isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim


WEZ Format +3. Şuan Saat: 18:53.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
Resimkalemi Forumu Tüm Lisanslı Haklara Sahiptir
Hosting Sponsor Avşa Bilişim Hizmetleri..


Sponsor Reklam Alanı